SÖZCÜKTE ANLAM

Sözcükler zaman içinde yeni anlamlar kazanabilir.  Birden çok anlamı olan kelimelerin anlamı bağlama göre değerlendirilir.

Örneğin kol kelimesi; insan kolu, makinenin bir parçası veya bir bilimin veya sanatın bir alanı olarak kullanılabilir.

Anlam bakımından sözcükleri şu şekilde gruplandırabiliriz.

 

ANLAM BAKIMINDAN SÖZCÜKLER

Gerçek (Temel) Anlam: Bir sözcüğün akla gelen ilk anlamıdır. Başka bir deyişle, sözcüğü tek başına kullandığımızda zihnimizde canlanan anlamına denir.  Buna temel anlam da denir.

Örnek: ağaç, ev, okul,kanat…

Yan Anlam: Bir sözcüğün gerçek anlama benzerliğinden dolayı zaman içinde kazandığı ikinci anlamdır. Yan anlam gerçek anlam olarak değerlendirilir. Yani mecaz anlam değildir.

Örnek: Öğretmen bir Ali’ye, bir bana baktı. (Gerçek Anlam)

Yusuf amcam babamdan on yaş büyük, ama kendine iyi bakmış. (Yan Anlam)

Mecaz Anlam: Bir sözün daha etkili olması için karşıladı kavramdan tamamen sıyrılarak başka bir sözcük yerine kullanılmasına denir.

Örnek: Seni hiç gözüm tutmadı. (Tutmak sözcüğü güvenmek anlamında kullanılmış

Edebiyatımızda pek çok yazar kalemiyle geçinmiştir.

Giderken bize öyle bakınca içime bir acı oturdu.

Mecaz Anlam Oluşturma Yolları İçin Tıklayınız.

 

Terim Anlam: Bilim, sanat ve meslek dallarıyla ilgili özel bir kavramı karşılayan sözcükler terim anlamlı sözcüklerdir.

Örnek: açı (matematik), aruz ölçüsü (edebiyat), vektör (fizik), penaltı (futbol)

Somut Anlam: Beş duyu organımızdan  biriyle algılayabildiğimiz varlıkları karşılayan sözcükler somut anlamlıdır.

Örnek: kitap, hava, araba, karanlık…

Soyut Anlam: Duyu organlarımızla algılayamadığımız ama var olduklarını bildiğimiz varlıkları karşılayan sözcüklerdir.

Örnek: sevgi, hasret, melek…

Anlam Genişlemesi: Eskiden bir işin veya nesnenin bir bölümünü karşılarken zamanla o nesnenin daha fazlasını ya da tümünü karşılamasına denir.

“Alan” kelimesi eskiden yüzey, bir bölgedeki açık bölüm, yüzey anlamlarında kullanılırken bugün “meslek, iş, bilim dalı, araştırma, branş” gibi anlamlarda kullanılmaktadır.

Anlam Daralması: Sözcüğün eskiden karşıladığı kavramın bir bölümünü, bir türünü anlatır duruma gelmesine anlam daralması denir.

Eskiden “davar” sözcüğü mal, mülk ,küçükbaş hayvanların hepsi için kullanılırken bugün sadece küçükbaş hayvanlar için birçok yörede ise sadece keçi için kullanılmaktadır.

Anlam İyileşmesi: Eskiden kötü bir anlamda kullanılan bir kelime zamanla bu anlamından sıyrılıp iyi bir anlam kazanabilir. buna anlam iyileşmesi denir.

Yavuz eskiden hırsız anlamında kullanılırken bugün güçlü, gözü pek anlamlarında kullanılır.

Mareşal fransızcada at bakıcısı anlamında kullanılırken anlam iyileşmesine uğrayarak ordudaki en üst rütbe olmuştur.

Anlam Kötüleşmesi: Eskiden iyi bir anlamda kullanılan bir kelime zamanla bu anlamından sıyrılıp kötü bir anlam kazanabilir. buna anlam iyileşmesi denir.

Canavar eskiden canlı, mahluk anlamında kullanılırken bugün can alan, vahşi, yırtıcı hayvan anlamlarında kullanılır.

 

Kelimede anlam etkinliği 1:

ANLAM İLİŞKİSİ BAKIMINDAN SÖZCÜKLER

Eş Anlamlı Sözcükler: Yazılışları ve okunuşları birbirinden ayrı olan ama anlamları aynı olan sözcüklere denir.

Örnek: okul-mektep, öğrenci-talebe, metot-yöntem….

Eş Sesli Sözcükler: Yazılışları ve okunuşları aynı ama anlamları farklı olan sözcüklere eş sesli veya sesteş sözcükler denir.

Örnek: Şimdi bir bardak çay için neler vermezdim.

Biz yüzmeyi çayda öğrendik.

Zıt Anlamlı Sözcükler: Anlam olarak birbirinin tam tersi olan sözcüklere zıt anlamlı sözcükler denir.

Örnek: uzun-kısa, şişman-zayıf, çalışkan – tembel

Dikkat: Bir sözcüğün olumsuzu onun zıt anlamlısı değildir.

Gülmek kelimesinin zıddı gülmemek değil ağlamaktır.

Yakın Anlamlı Sözcükler: Anlamları birbirine çok yakın olan kelimelerdir. Anlam yönünden ince ayrıntıdan dolayı birbirlerinin anlamlarını tam olarak karşılayamazlar

Örnek: yalan -yanlış  >> yakın anlamlı kelimelerdir.  Yalan söylenir, hata yapılır.

Küsmek-gücenmek >> Birine küsünce onunla konuşmayız. Gücenmek ise yaptığından dolayı kırılmaktır.

Genel – Özel Anlam: Anlam bakımından daha çok varlığı kapsayan kelimelere genel anlamlı kelimeler denir. Daha az, daha belirgin kavramları karşılayan kelimelere özel anlamlı kelimeler denir.

Örnek: Genel    Canlı > bitki > ağaç >akasya    Özel

Dikkat: Bazen kelimeler genelden özele veya özelden genele sıralanabildiği gibi tek bir kelime de genel-özel olarak değerlendirilebilir.

Örnek: Bir gül kadınları mutlu etmeye yeter (gül> genel)

Bahçedeki gülü suladım. (gül >özel)

Nitel – Nicel Anlam: Nitelik kalite demektir. Nitel anlam sayılamayan, ölçülemeyen özellikleri anlatan kelimelerdir. Nicel anlamlı kelimeler ise sayılabilir, ölçülebilir özellikleri bildiren kelimelerdir.

Örnek: Büyük bir ağacı yerinden köklemişler. ( Nicelik, ölçülebilir)

Babam çok büyük bir adammış. (Nitelik, ölçülemez)

Güzel Adlandırma: Söylenmesinden korkulan,kötü his bırakan ya da söylenmesi ayıp olan kelimeleri değiştirmeye güzel adlandırma denir.

Ölüm  >> gözlerini yummak, sizlere ömür, son yolculuk

Sağır >> işitme engelli

Cin >> iyi saatte olsunlar, üç harfliler

Tabut >> cansız at, imamın kayığı

Verem >> ince hastalık

Hastalanmak >> yatağa düşmek

SÖZCÜKLERDE ÇOK ANLAMLILIK

Sözcükler bir kavramı, varlığı veya bir eylemi karşılar, zamanla anlam genişlemesine uğrayarak yeni anlamlar kazanabilir.

Sözcüklerin zaman içinde anlam genişlemesi, mecazlaşma veya anlam değişmesi ile yeni anlamlar kazanmasına çok anlamlılık denir.

Örnek: 

“Kırmak” sözcüğü aşağıdaki cümlelerde farklı anlamlarda kullanılmıştır.

Babam halamlara kırıldığından bu yana onlarla hiç görüşmedik. (gücenme)

Geçen yılki soğuklarda tavuklar kırılmış. (ölmek, hastalıktan yok olmak)

Onun kırdığı cevizleri duymayan mı kaldı. ( yasak ilişki)

Birden direksiyonu yayla yoluna kırdı. (çevirmek, yönünü değiştirmek)

Hasan vazoyu kırınca çok üzüldü. ( Parçalara ayrılmak)

 

 

Örnek:

“Ağır” sözcüğü aşağıdaki cümlelerde farklı anlamlarda kullanılmıştır.

Üst üste gelen bunca acı çok ağır geldi.(zor)

Ağır çuvalları güçlükle kaldırıyordu. (kilosu fazla olan)

Bunca olayın ağırlığına daha fazla dayanamadı. (baskı)

Sonunu hiç düşünmeden çok ağır konuşmuştu. (güce giden)

Ahmet Bey herkesin saygı duyduğu ağır bir adamdı.(ciddi)

Mutfaktan ağır bir koku geliyordu.(keskin)

Lokantadaki yemekler çok ağırdı.(hazmetmesi zor)

Karşı tepede kağnılar ağır ağır ilerliyordu.( yavaş)

Odaya girer girmez ağır bir duman karşıladı bizi. (yoğun)

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.