Edebiyat-Psikoloji ve Psikiyatri İlişkisi

Türk edebiyatında “Bireyin İç Dünyasını Konu Alan Eserler” psikoloji ve psikiyatri bilimlerinden etkilenilerek yazılmaktadır. Özellikle psikoloji-edebiyat ilişkisi eserlerin temelini oluşturur.

Bir edebi eser psikoloji-psikiyatri bilimlerinden şu şekilde yararlanır:

1. İnsanı bütün özellikleriyle tanıtmaya çalışır.

2. Ayrıntılı ruh çözümleri yapmaya çalışır.

3. İnsanın iç dünyasını okura anlatmaya çalışır.

4. İnsanın duygu ve hayallerini okura iletmeye çalışır.

5. İnsan denen varlığın soyut düşünceleri anlatmaya çalışır.

Türk edebiyatında yazılan en önemli romanlardan biri olan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nda Peyami Safa, roman boyunca romandaki kahramanın, aşklarını, acılarını, sevinçlerini, hastalıklarını psikoloji biliminden yararlanarak ayrıntılı bir şekilde tasvir etmeye çalışmıştır. Psikoloji bilimi edebiyat açısından önemli görülen bir uğraştır. Hem edebiyat hem de psikoloji iç içe girmiş bilimler olması açısından da önemlidir.

EDEBİYAT İLE PSİKOLOJİNİN ORTAK ÖZELLİKLERİ

1. Her ikisinin de temel malzemesi insandır.

2. Her ikisi de insanın doğasına inerek onu tanımaya çalışır.

3. Her ikisinde de bilinçaltı tekniği vardır. Bu teknikle insanı çevresinden soyutlamadan duygu, düşünce ve davranışlarını anlamaya çalışır.

4. Amaç insanın ruhunu kavramaya çalışmaktır.

5. Her iki düşünce akımı da birbirinden etkilenir ve birbirine kaynak oluşturur. Dünya klasikleri içerisinde yer alan Suç ve Ceza romanında Dostoyevski, Raskolnikov adlı roman kahramanını adeta iç dinamikleriyle canlı bir şekilde tasvir eder. Bu şekilde romanı okuyan okurlara kendini roman kahramanının yerine koymasını sağlar. Okuyuculara aynı duyguları ve acıları hissettirerek farkındalık oluşturur. Türk edebiyatında Mehmet Rauf tarafından kaleme alınan “Eylül” ilk psikolojik roman olarak kabul edilir. Peyami Safa tarafında yazılan “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” ise bu türün en önemli örneklerinden biridir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.